Economy Club - Enflasyon (geniş açıklama) (yeni)
Economy Club'a Hoşgeldiniz.
  

ZirZop.com
Economy Club > Enflasyon > Enflasyon (geniş açıklama) (yeni)
Anasayfa Linkler Dosyalar Forum SSS
Duyurular
Anket politikası ...
Economy Club'dan ...
Sitemizi takip ed...
Önemli Duyuru!!!!...

Economy Club'dan
Haberler
Duyurular
Üyeler

Economy Club İçeriği
Türkiye Ekonomisi
Genel Ekonomi
Araştırma ve İncelemeler
Makaleler
Röportajlar
Editör Yorumları

Üye Girişi
Kullanıcı Adı:
Şifre:
 
Şifremi Unuttum
Kayıtlı Değilim

Diller


Powered By





Enflasyon (geniş açıklama) (yeni)
Bu sayfayı yazdırmak için tıklayınız Bu içeriği arkadaşınıza gönderin
Yazan: canlife Tarih: 15.05.2003 Okunma Sayısı: 17546

ENFLASYON

Enflasyon ile ilgili genel tanım ve kavramlar

1.1. Enflasyonun Tanımı

Enflasyon, fiyatlar genel seviyesindeki devamlı ve hızlı artışlar olarak tanımlanır. Bir başka tanımla enflasyon, parasal gelirdeki fiili büyümenin, üretimdeki fiili büyümeden daha yüksek olmasıdır.

Teorik açıklamalar ile halkın enflasyon anlayışı bazı noktalarda farklılıklar göstermektedir. Halk, her fiyat yükselişini enflasyon olarak bilirken, ekonomi bilimi, devamlılık gösteren ve belli bri oranın üzerine çıkan fiyat artışlarını enflasyon olarak tanımlamaktadır. Yani fiyatların bir defalık yükselmesine enflasyon değil fiyat artışı denir.

1.2 Enflasyon Çeşitleri

1.2.1 Talep Enflasyonu

Talep enflasyonu aşağıda Şekil 1.1 de gösterildiği gibi toplam arz sabitken toplam talebin artması nedeniyle oluşmaktadır.

Şekil-1

Şekil 1.1 Talep Enflasyonu

 

Şekilde ekonomi başlangıçta S toplam arz ve D1 toplam talep eğrilerinin kesiştiği A noktasında dengede olsun. Bu denge noktasında fiyat düzeyi Y1 dir. Ekonomi bu durumda iken toplam harcamaların arttığını varsayalım. Talepte meydana gelen bu artış toplam talep eğrisinin D1 den D2 ye doğru kayması ile gösterilmiştir.

Toplam talebin bu şekilde sağa kayması ile P1 fiyat düzeyinde Y1-Y3 kadar aşırı talep meydana gelecek, ekonomide hem fiyatlar hem de üretim yükselerek A noktasından B noktasına gelecektir. Fiyatların bu şekilde P1 den P2 ye yükselmesi talep kayması nedeniyle meydana geldiğinden bu duruma 'Talep Enflasyonu' denmektedir.

1.2.2. Maliyet Enflasyonu

Bir ekonomide mal ve hizmetlere olan talep sabitken arzın azalması yeni sola kayması nedeni ile de enflasyon oluşabilir. Bu durum Şekil 1.2 de inceleyebilirsiniz.

Şekil-2

Şekil 1.2 Maliyet Enflasyonu

Şekilde başlangıçta D1 talep eğerisi ile S1 arz eğrisinin kesiştiği A noktasında ekonomi dengededir. Reel üretim düzeyi y1 ve fiyatlar genel düzeyi P1 dir. Ekonomide mal ve hizmetlere yönelik bir değişme yokken maliyet artışı sebebiyle toplam arzın azaldığını yani S1 den S2 ye doğru kaydığını varsayalım. Bu kayma maliyetleri artan firmaların aynı miktar mal ve hizmeti daha yüksek bri fiyattan üretmeye razı olacaklarını gösterir.

Maliyetlerin artmasıyla maydana gelen arz kayması sonucu P1 fiyatı seviyesinde ekonomide 'Talep Fazlası' meydana gelecek, buna bağlı olarak fiyatlar yükselerek ekonomi A noktasından B noktasına gelecektir. Fiyatların bu şekilde arz kaymasına bağlı olarak yükselmesine 'maliyet enflasyonu' denir.

Ekonomide Bütün Maliyet Artışları Enflasyona Neden Olur mu?

Yukarıda maliyet artışlarının arz eğrisini sola kaydırarak enflasyona neden olacağını belirtmiştik. Gerçekte maliyet enflasyonunun oluşabilmesi belli şartlara bağlıdır.

İlk olarak maliyet enflasyonunun oluşabilmesi için girişimcilerin maliyet artışlarına karşı tepkilerinin sert olması gerekir. Bir başka deyişle girişimciler karlarını artan maliyetler karşısında muhafaza etmek istemektedirler. Girişimcilerin karlarındaki azalmaya rıza gösterip maliyet artışlarını fiyatlara yansıtmadıkları durumda maliyet artışları enflasyonist bir etki doğurmayacaktır

İkinci olarak, bir maliyet unsuru olan ücretlerde meydana gelen artışların maliyet enflasyonuna neden oalbilmesi için ücret artışının verimlilik artışına paralel olmaması gerekir.Ücretler artarken emek verimliliği de aynı oranda artarsa maliyetler yükselmeyeceğinden enflasyon da oluşmayacaktır.

Üçüncü olarak, malların fiyatlarında meydana gelen yükselmeler malların sürümünü engellememelidir. Eğer üretilen malların çoğunun talep esneklikleri süşük ise bu taktirde maliyet artışı nedeniyle malların fiyatları yükseldiğinde satın alınan miktarlar fazla azalmayacak, enflasyonist süreç başlayacaktır Bunun tersine fiyat artışlarına karşılık tüketicilerin taleplerini önemli ölçüde azalttıkları durumda, telep esnekliği yüksek olacak enflasyonist süreç başlamayacaktır.

Son olarak, maliyet enflasyonunun sürebilmesi için emisyonun da artması gerekir. Çünkü artan maliyetler karşısında hükümet, emisyon hacmini genişleterek talebi özendirici politika izlemezse maliyet enflasyonu süreci başlamaz. Fiyatlar bir miktar yükselir ve durur.

1.2.3 Yapısal Enflasyon

Ekonomik yapının esnek olmamasından kaynaklanan enflasyon, özellikle azgelişmiş ülkelerde enflasyonun önemli bir nedeni olarak gösterilir. Ekonomik yapının katılığı sonucu belli sektörlerde üretim, bu sektörlerde ortaya çıkan talep değişmelerine kısa zamanda uyum göstermemektedir. Uyum sürecinin yavaş işlemesinin nedenleri arasında kaynak hareketliliğinin düşük olması , sermaye , döviz , nitelikli iş gücü yetersizliği gibi etkenler gösterilebilir. Dolayısıyla, ekonomide genel bir talep fazlası bulunmamakla birlikte , belirli bir sektörün ürünlerine karşı çıkan talep artışları üretim artışına değil bu sektörlerde fiyat ve ücret artışlarına yol açmaktadır. Oysa bu etkiler tek yönlü olarak ortaya çıkarlar yani talebin arttığı endüstrilerde ücretler ve fiyatlar yükselirken talebin düştüğü endüstrilerde ücret ve fiyat düşüşleri olmaz. Böylece kısmi talep genişlemesi ve ekonomik yapının katılığı sonucu ortaya çıkan fiyat ve ücretlerde artışları para arzının sürekli artırıldığı durumlarda giderek tüm ekonomiye yayılır ve genel bir enflasyona dönüşür.

ABD'de 1953-1958 dönemi için yapılan bir araştırmada fiyat yükselişinin oligopol kuran sanayilerin davranışından doğduğu saptanmıştır. Bu sanayi kollarının isr demir-çelik, mekanik, otomobil, kauçuk sanayileri olduğu görülmüştür. Oysa 1942-1947 yılları arasında fiyatlar rekabetçi sanayi ve işletmelerce belirleniyordu. Bazı yıllarda rakabetçi pazarlarda fiyatların düşmesine karşılık eksik rakabetçi pazarlarda fiyatlar yükselmeye devam etmiştir. Bu fiyat yükselişlerinde talep ve maliyetler önemsiz kaldığında bunlara 'Yapısal Enflasyon' denmektedir.

 

1.2.4. Stagflasyon (Enflasyon ve Durgunluk)

 

1953-1967 döneminde batının belli başlı sanayi ülkelerinde enflasyon oranının yıllık ortalaması %2'nin biraz üzerinde seyretmiştir. Ama 1968 yılından sonra durum büyük ölçüde değişmeye başlamıştır. Bir yandan ücretler ve hammadde fiyatları hızla artarken petrol dört kat yükselmiştir. Böylece eşine rastlanmayan bri enflasyon dönemine girilmiştir. 1973 yılından sonra iki yıl içinde OECD ülkelerinde enflasyon oranı %26'yı bulmuştur. Bu oran İngiltere'de %44'e ulaşmış Japonya onu %38 ile izlemiştir.

Enflasyon ve durluğun birlikte ortaya çıkması hem yeni bir olaydır.hem de açıklaması oldukça zordur. Bu açıklama bir nedene bağlanarak yapılamaz.

Dar anlamda stagflasyon ABD'de 1970 yılının ilk yarısı ve İtalya'da 1969'un ilk yarısı hariç İngiltere'den başka bir yerde görülmedi. Özellikle dış ekonomik denge olmak üzere İngiltere'de genel dengeyi sağlamak amacıyla toplam talebin kısılması politikası enflasyonu önlemeye yetmedi.

P.Colubois stagflasyonu şöyle tanımlamaktadır. 'Nominal talep artışındaki bir düşme karşısında fiyatlardaki duyarsızlığa stagflasyon denir.' Yeni bri konjoktürel durum olan stagflasyonun zaman ve yer bakımından sınırlı olduğu görülmektedir. Çünkü olay, uluslararası bir niteliğe bürünmeden yalnız İngiltere ve ABD'yi etkilemiştir. Avrupa ülkeleri bu olayın dışında kalmışlardır.1961-1965 döneminde ABD'de büyüme fiyat istikrarı içinde gerçekleşmiştir. Türkiye 1977'den sonra zaman zaman dönemleri yaşamıştır.

 

Enflasyon ile İlgili teorik Açıklamalar

2.1 Enflasyon ve Etkileri

Fransızca bir kelime olan ebflasyon şişkinlik anlamına gelir. İktisatta enflasyon denince: 'fiyatlar genel düzeyindeki devamlı yükselmeler' olarak anlaşılır. Fiyatların bir defalık yükselmesiyle enflasyon değil fiyat artışıdır. Enflasyon; sosyal, siyasal, ekonomik sorunlara yol açan çok boyutlu bir sorundur.Enflasyonun bu olumsuz etkilerini aşağıdaki başlıklar altında incelememiz mümkündür.

2.1.1. Enflasyonun Başlıca Ekonomik Etkileri

Enflasyon, faktör gelirleri, tasarruf ve yatırımlar, ödemeler dengesi, sermaye üzerinde olumsuz etkilerde bulunur ve bu alanda dengesizliklere yol açar.

2.1.1.1. Enflasyonun Verimlilik Üzerindeki Etkileri

Enflasyonun ilk etkilerinden birisi verimlilik kaybına yuol açan etkisidir. Buna 'ayakkabı eskitme maliyeti(shoe leather cost' denmektedir. Çünkü enflasyonist ortamda insanlar ellerinde nakit para tutmal istemeyecek ve ihtiyaçlarını karşılamak için sürekli bankaya gidip gelme zorunda kalacaklardır. Bu da iş verimini düşürerek insanların boş zaman kayıplarını artıracaktır.Bu yüzden buna ayakkabı eskitme maliyeti adı verilmektedir. iş kaybı, verimlilik kaybı, zaman kaybı olarak ifade edilebilecek bu maliyetleri , ev ve iş yerlerindeki gereksiz zihni meşguliyet ve benzeri kayıplarla da genişletmek mümkündür.

2.1.1.2 Enflasyonun Faktör Gelirleri Üzerindeki Etkisi

Enflasyonun etkin olduğu dönemlerde fiyatlar nominal ücretlerden daha hızlı arttığından reel ücretler devamlı düşme göstermektedir. Nominal ücretleri reel ücretler düzeyine çıkartmak için başvurulan kaysayı artışı ve toplu sözleşmeler, enflasyonun yıkıcı etkilerini giderecek büyüklükte olmamaktadır. Zaten bu ve buna benzer karakterdeki istekler talep ve maliyet enflasyonuna yol açar endişesiyle ücret gelirleri enflasyon artışının altında tutulmakta ve enflsyonun gerisinde kalmaktadır.

Faiz ve kira gelirleri üzerinde enflasyonun meydana getirdiği aşınmanın önlenebilmesi, akitlerin bir enflasyon primi içerebilmelerine bağlıdır. Böylece nominal faiz oranı ve kira enflasyon oranı dahilinde yükselecek reel faiz oranı ve kira sabit kalacaktır.

Enflasyon işletmelerde karlar üzerinde ilk bakışta olumlu etki yapıyor gibi görünmektedir.Bunun sebepleri;

Öz sermaye ve sabit varlıkların satın alma değerleri üzerinden işlem görerek yıpranma payı ayrılması.

Enflasyon nedeniyle nominal satış gelirlerinin artmakta olmasıdır.

Ancak üretim süresinde karşılaşılan maliyet artışları, satış fiyatlarına yansıtılabildiği sürece, nominal karlarda görülen kabarma, yıpranma paylarının gerçekçi bir biçimde hesaplanmamasından doğmuş olacaktır. Bu karların dağıtılması ise öz sermayenin tüketilmesi anlamına gelir. Dolayısıyla enflasyon, nominal karın yükselmesine, reel işletme sermayesinin eksilmesine yol açan bri süreçtir.Ebflasyonun üretim faktörlerinin gelirlerini belirsizleştirmesi bu faktör sahiplerinin ileriye yönelik planlarını alt üst etmekte ve üretim tüketim dengesinin bozülmasına yol açmaktadır.

2.1.1.3. Enflasyonun Tasarruflar ve Yatırımlar Üzerindeki Etkileri

Enflasyon, gönüllü tasarrufları azaltmaktadır. Fiyatların devamlı yükselmesi ve tasarrufun getirisi olan faizin bu artışı izleyememesi, daha doğrusu negatif reel faiz tasarrufların başka alanlara kaymasına yol açmaktadır. Bu birikimler ya verimsiz yatırım alanları olan altına , gayri menkule ya da eflasyonu daha da kamçılayacak tüketim harcamalarına yönelmektedir. Sonuç olarak yatırımlar için gerekli kaynaklar ekonominin kendi içinde sağlanamaz hale gelmektedir.

Yatırımlar üzerinde de enflasyonun olumsuz etkileri vardır. Kamu kesimlerinin ve özel kesimin yatırımları devamlı fiyat yükselmeleri nedeniyle başlangıç maliyetlerinin çok üzerinde gerçekleşmektedir. Ebflasyon, işletmelerin yatırımlarının zamanında ve beklenilen maliyetlerle gerçekleşmesini önlediğinden arz talep dengesini bu yüzden de bozmaktadır.Ayrıca spekülatif kazançların karlılık oranının yükseldiği bu yöndeki girişimleri arttırmış ekonomik fonlar üretim kaynaklarının geliştirilmesi, genişletilmesi yerine spekülatif faaliyet alanlarına yöneltilmiştir.

Arz yetersizliği ve aşırı talep kıtlıklarının, kara borsanın sebebi olurken bu malları ellerinde bulunduranlara haksız kazanç kapılarını aralamıştır.

Bu nedenlerle yatırımların rasyonel ve etkin dağılımı bozulduğu gibi kaynakların verimli alanlarda değerlendirilmesi de sağlanamamaktadır.

2.1.1.4. Enflasyonun Ödemeler Dengesi Üzerindeki Etkisi

Enflasyon sonucu iç piyasada üretilen malların fiyatları yükseldiğinde bunların ihracat imkanları daralmaktadır. Dolayısıyla ihracatı teşvik gayesi ile birçok suni yöntemler(ihracatta vergi iadesi, düşük faizli ihracat kredisi verilmesi, vergisiz hammadde ve makine ithali vb...) uygulanmaktadır.

Diğer taraftan ithal malların fiyatları dengeli kaldığı sürece bunlara olan talep hızla artmaktadır. Gelişmekte olan ülkelerde gösteriş tüketimi eğiliminin kuvvetli olması nedeniyle zaten fazla olan ithal malları kullanım oranının, fiyatlardaki düşüklükle desteklenmesi döviz rezervlerinin erimesine yol açmaktadır. İhracatın azlığı ve ithalatın fazla vermesine sebep olan enflasyon ödemeler dengesine olumsuz etkiler yapmaktadır. İş fiyatlarının yükselmesine neden olan enflasyon döviz kurları ayarlanmadığı taktirde ihracatı azaltmak ve ithalatı arttırmak suretiyle ülkenin yoksullaşmasına yol açmaktadır.

2.1.1.5. Enflasyonun Sermaye Tekelleşmeyi Arttırıcı Etkisi

Enflasyonist bir ortamda bazı endüstri dallarının karlılıklarında artışlar olsa da ekonominin bütünü açısından ortalama kar hadlerinde düşüş gerçekleşir. Bu da serbest piyasa ekonomilerinde yatırımları olumsuz yönde etkiler. Örneğin yıpranma payları yıpranma yatırımlarını karşılamayacak kadar küçülür. Sermaye malları stokunu eski düzeyde tutabilmek için ayrılmış olan amortismanlardan daha büyük bir kaynağa ihtiyaç doğar. Öte yandan enflasyondan doğan talep artışını karşılayabilmek için kapasite artırımı gerekir. Bu yatırımların finansmanı konusunda firmaların başvurabilecekleri kaynaklar fazla değildir. Hisse senetleri karlı olmadığından fazla alıcı bulamaz. Faiz oranlarının yüksekliği borç maliyetini yükseltmektedir. Bu sebeple firmalar iç kaynaklara başvurmak zorunda kalmakta ve bu kaynakların da yetersiz olması sebebiyle ya emek yoğun yatırımlar ya da firmalar arası ortak girişimler artar bu da tekelleşmeye yol açar.

2.1.2 Enflasyonun Mali Etkileri

Enflasyon mali açıdan aşağıdaki sorunlara yol açar.

2.1.2.1. Enflasyonun Vergi Gelirleri Üzerindeki Etkisi

Enflasyonun sonucu vergi gelirlerinin arttığı gözlenmektedir. Enflasyon dönemlerinde nominal gelirlerde artış olduğundan vergi gelirlerinde reel bir artış olup olmadığı enflasyondan doğan gelir artışlarının ne kadarını karşıldığına bağlıdır.Ülkemizde son yıllarda vergi gelirlerinde reel bir artış söz konusu değildir. Özellikle sabit oran ve matrahlı vergiler enflasyonun etkisiyle aşınmakta ve önemli vergi kaybına neden olmaktadır.

2.1.2.2. Enflasyonun Vergi Kaçakçılığı Üzerindeki Etkisi

Enflasyon reel işletme sermayelerini aşındırıcı bir özelliğe sahip olması sebebiyle işletmeler gerçek işletme sermayelerini koruyabilmek için vergi kaçırma yoluna gitmektedir. Eğer bunu yapmazlarsa gerçek işletme sermayelerinin bir gün tükediğini görmek durumunda kalacaklardır. Bu nedenle enflasyon, vergi kaçağını teşvik edici ve gizlenmesine yardımcı olan bir etken olarak karşımıza çıkmaktadır.

2.1.2.3. Enflasyonun Bütçe Üzerindeki Etkisi

Yükselen fiyatlar kamu harcamalarını maliyetini yükseltmekte fakat gelirlerin enflasyon oranına endekslememesi sebebiyle reel gelirleri azaltmaktadır. Böylece devamlı açık veren bir bütçe ortaya çıkmaktadır. Devletin merkez bankasına olan borçları kabarır bu da dengesizliği arttırır.

Böylece enflasyon bütçe açıkları doğurmakta bütçe açıkları da enflasyonu besleyerek bir kısır döngü oluşturmaktadır.

2.1.3. Enflasyonun Sosyal ve Siyasal Etkileri

Enflasyon, sosyal ve siyasal sorunlara yol açmakta ve sosyal dengenin bozulmasına yol açmaktadır.

2.1.3.1. Enflasyonun Gelir Dağılımını Bozucu Etkisi

Enflasyon dönemlerinde dar ve sabit gelirleri zarar görürken büyük tüccar ve sanayici, serbest meslek erbabı, mal darlığını ve üretim yetersizliğini kullanarak spekülatif kar peşinde koşanlar karlı çıkmaktadır.Servetlerini para olarak ellerinde tutanlar paranın satın alma gücü oranında servetlerinden kaybederlerken, servetini; gayrimenkul, altın, dayanıklı tüketim malı şeklinde ellerinde tutanlar bu süreçten kazançlı çıkmaktadır. Dolayısıyla elde mak tutmak para tutmaktan daha karlı duruma gelmekte bu da kıtlığa ve karaborsaya yol açmaktadır.Enflasyon dönemlerinde borçlu olanla, enflasyon oranında kar ederken alacaklı olanlar bu oranda zarar etmektedir.

Gelir bölüşümü üreticiler ve spekülatör lehine, sabit gelirler aleyhine değiştiren enflasyon, gelir dağılımındaki dengesizliği zamanla arttırarak toplumda yoksulların sayısını arttırmakta ve sınırlı sayıdaki insanların aşırı zenginleşmesine yol açmaktadır.

2.1.3.2 Enflasyonun Ahlaki, Manevi ve Hukuki Değerleri Bozucu Etkisi

Üretim yetersizliği ve her şeyin satılabildiği bir piyasa mal ve hizmet kalitesinin düşmesine neden olmaktadır. Kara borsa eğilimi artmakta spekülatif ve haksız kazançlarla zengin olmanın yolunu bulanların lüks ve israf harcamaları çoğalmaktadır. Bu bir taraftan toplumun ahlaki ve manevi değerlerinde bozucu etki yaparken; diğer taraftan kolay zengin olma hevesini kamçılayarak halk sağlığı mal kalitesi; insan haysiyeti gibi yüce değerlerin horlanmasına yol açmaktadır. Borçlunun daha menfaatli hale gelmesi insanlar arası ilişkilerde menfaat duygusunu öne çıkarmakta tefeciliği yaygınlaştırmaktadır.

2.1.3.3. Enflasyonun Sosyal Gerginliği Arttırıcı Etkisi

Hızlı enflasyonun yaşandığı bir toplumda bir tarafta haksız ve vergilendirilmemiş kazanç sahiplerinin lüks ve israf yaşantılarını sergileyen gazete sütünları, diğer tarafta iş bulma mutluluğuna eremeyenler ve geçinebilmek için mesaiye katlananlar vardır. Böyle bir toplumda gerginlikleri azaltmak oldukça zordur, bunları istismar ederek kıvılcımları yangınlara dönüştürmek ise oldukça kolaydır. Aslında, bir ülkenin sosyal yapısını değiştirmek için karşılaşılan zorlukları bertaraf etmede kullanılan en güzel araç enflsyondur.

Netice olarak bir çok iktisadi,siyas,sosyal ve ahlaki sorunlara yol açan yüksek enflasyonla bir toplumun varlığını sürdürmesi mümkün değildir. Her ne kadar enflasyonda toplumun bazı kesimleri karlı çıkıyor gibi görünse de sonuç olarak enflasyon toplumun bütün kesimlerini olumsuz olarak etkiler.

2.2. Enflasyonu Önlemeye Yönelik İstikrar Programları

Dünya üzerinde karşılaşılan temel dengesizlik hali enflasyon olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenle ülkeler enflasyonu en önemli neden olarak görmektedir. IMF gibi uluslar arası kuruluşlar da enflasyon sorunu ile karşılaşılan ülkelere yönelik istikrar programları önermektedir.

2.2.1. Enflasyonu Önlemeye Yönelik Programlar ve Özellikleri

Enflasyonu önlemeye yönelik programlar temelde ortodoks ve heteredoks programlar olarak ikiye ayrılmakta, bu programların ek önlemler ve yapısal reformlarla desteklenmesi önerilmektedir.

2.2.1.1. Ortodoks İstikrar Programları

Ortodoks(geleneksel) istikrar programları para ve maliye programları kullanarak iç ve dış dengeyi birlikte gerçekleştirmeyi esas alan programlardır. Bu programlar;

Bütçe dengesinin sürekliliğini sağlamak

Kambiyo kurunu sabitleştirmek

Merkez bankasını bağımsızlaştırmak veya bağımsızlığını denetlemek

Dış desteği sağlamak

Toplumsal desteği sağlayıcı ortamı oluşturmak

2.2.1.2. Heteredoks İstikrar Programları

Heteredoks(çoklu) istikrar programları, ortodoks istikrar programları tedbirlerine ilave uyguladıkları ücret ve fiyatlara doğrudan müdahele eden tedbirlerle üretim ve istihdam düzeyinde gerileme meydana getirmeden enflasyonu kısa sürede ve ani olarak aşağı çekmeye yönelik programlardır. Bu programlar bütün nominal çıpamları kullanarak ekonomik dengeyi sağlamaya çalışırlar.

Heteredoks istikrar programları enflasyon bekleyilerinin hızla düşmesi için anahtar fiyatın temel olarak alınması ve bu konuda istikrarın sağlanması görüşündedir. Bu anahtar fiyata, 'Program Çıpası' denilir. Bunun altında yatan sebep ise akıntıya kapılan bir geminin sürüklenmesini önlemek için denize atılan çapa gibi ekonomide dengeyi ve sürüklenmeyi önleyici bir rol oynamaktadır.Bu çıpa, döviz kuru, faiz oranı, para arzı, banka kredileri, ücretler olabilmektedir.Ancak uygulamada tek bir çıpaya fazla yük yüklenmemesi için birden fazla çıpa seçilebilmektedir.

Bununla birlikte heteredoks istikrar programları;

Kambiyo kurunun sabitleştirilmesi

Para ve kambiyo kredi tavanlarının belirlenmesi

Ücretlerin ve sözleşmelerin dondurulması ve gelirler palitikalarının uygulanması

Geçici veya kısmi fiyat kontrollerinin uygulanması, gibi temeller üzerine kurulmuştur.

2.2.1.3. Ek Önlemler

Her iki programda uygulamasında da makro ekonomik dengeyi çabuk ve hızlı bri şekilde gerçekleştirmek amacıyla ek önlemler uygulanması gerekmektedir. Bu önlemler;

Faiz oranlarının belirleme konusundaki şartların belirlenmesi

Yeni bir para biriminin tedavüle çıkarılması veya sıfırların atılması

Likit varlıkların endekslenmesi veya dövize bağlanmasının önüne geçilmesi.

İç borcun yeniden yapılandırılması, bunun için işletmeler, bankalar ve hükümet arasında kamu borçlarının düzenleyici esaslarını belirlenmesi.

2.2.1.4 Yapısal Reformlar

İstikrar programı uygulayan ülkelerin tekrar böyle bir istikrar programı uygulayacak duruma düşmemesi açısından istikrar bozucu unsurları ortadan kaldırmayı amaçlayan uygulamalara da yapısal reformlar denilmektedir.

Ödemeler bilançosundaki cari hesapların liberalize edilmesi (dış ticareti engelleyici kotalar, lisanslar gibi unsurların kaldırılması)

Mali reformaların yapılması (vergi, harcama transfer sistemleri)

Ulusal finansal piyasalar ile sermaye piyasalarının engellerden arındırılması ve finansal aracılık için yeni kurumların oluşturulması

Emek piyasalarındaki giriş çıkış engellerinin kaldırılması ve serbestleştirilmesi.

Yorum yazmak ister misiniz? Sadece üyelerimiz makalelere yorum yazabilmektedir.
Kelalaka.Net İlk Gerçek Türk Sayaç Servisi INTERTURKNET.COM = ARAMAYIN, BULUN!